Fıtık karın içi organlarının karın duvarındaki doğal açıklıklardan yada zayıf bölgelerden dışarı doğru yer değiştirmesidir. Karın boşluğumuzun en zayıf yerleri ise her iki kasık bölgesi ve göbek deliği çevresidir. Bu zayıf noktalar doğrudan fıtığa neden olabileceği gibi, bazı hastalarda ise karın içi basıncını artıran ağır kaldırma, sürekli kabızlık hali , öksürük, ıkınma, idrar zorluğu gibi durumlar fıtığa neden olur.
Basit bir muayene ile her hekim fıtığı anlayabilir. Hastaların önemli kısmı fıtık geliştiğini kendileri fark ederler. Fıtık şişliği tipik olarak, ayağa kalkınca, öksürünce, ıkınma ile irileşir. Sırt üstü yatmakla barsak karın içine geri döndüğünden kaybolur.
Daha çok sporcularda ve atletik yapılı kişilerde henüz başlangıç aşamasındaki fıtıklar, şişlik olmaksızın kronik ağrılarla ortaya çıkabilir. Şişlik olmaksızın sadece egzersiz, yürüyüş ve uzun süre ayakta durma ile ortaya çıkan ağrı ile kendini belli eden fıtıklara nokta fıtığı denir. Bu durumda hastanın kasık bölgesine ultrasonografi ile bakılır. Bağırsakların fıtık kanalına girip girmediği ve ağrıya neden olabilecek başka bir patoloji olup olmadığı araştırılabilir. Ultrasonogrofinin kesin tanı için yeterli olmadığı durumlarda MR tetkiki yapılır. Kasık fıtığı oluşumu çoğu zaman önceden kestirilemeyen bir durumdur. Hatta ıkınmakla oluşan hafif şişlik dışında semptom ve belirti vermeyen fıtıklar, hastalar tarafından uzun süre fark edilemeyebilir. Çoğu kasık fıtığı ise zaman içinde büyüme eğiliminde olduğundan büyüdükçe belirginleşir ve fark edilir hale gelir. Bazen hastalar kasık veya karnın herhangi bir bölgesinde karın ön duvarından kaynaklanan bir ağrıdan bahsederler. Ağrı ve şişlik beraberliği genellikle dar boyunlu fıtıkların sıkışması nedeniyle oluşur ve fıtık boğulması açısından değerlendirilmesi gerekir. Ağrı tek başına ise ve şişlik fark edilmiyorsa fıtık olmama ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.
Fıtık mevcudiyetinde, her iki kasıkta gözle görülebilen ve elle hissedilen bu şişliği yapan iç organlar, hatta sıklıkla bağırsaklardır. Yandaki şekilde görüldüğü gibi il dönemlerde zayıf noktadan sürekli dışarı çıkan bağırsaklar, yatar pozisyona geçince kendiliğinden, ya da elle itilerek karın boşluğuna geri dönerler. Ancak bir dönem gelir ki dışarı çıkan bağırsaklar oluşturdukları fıtık kesesine yapışırlar ve geri dönemezler (İnkarserasyon). İşte bu noktadan sonra fıtık komplikasyonları daha belirginleşir. Kasıktaki şişlik artık hiç kaybolaz, ağrı süreklilik kazanır. Gün gelir içindeki gıda artıklarınında oluşturduğu basınç artışı ile dolaşımı bozulur ve gangren gelişir (Strangülasyon). Bu durumda acil olarak fıtık yanında ince bağırsakları da kapsayan geniş bir operasyon yapılması zorunlu hale gelir. Ayrıca boğulmuş fıtık erkeklerde testislerinde zarar görmesine ve üreme kaybına neden olabilir.
Bazı hastalar fıtık bağı veya korse kullanmakla biraz rahatladıklarını hissedebilir ancak bunlar fıtığın tedavisine katkı sağlamaz ve korumaz, aksine fıtık kesesini sertleştirip kalınlaştırarak olası ameliyatın daha uzun ve zor geçmesine neden olurlar. Fıtık, egzersizle, kilo vermekle veya ilaç tedavisi ile, kendi hallerine bırakılmakla düzelmez. Fıtığa neden olan karın duvarındaki yırtığın kapatılması tek çaredir. Bu nedenle fıtığın tek bilinen tedavi yöntemi cerrahidir.
Fıtık ameliyatları kapalı (laparoskopik)ya da açık yöntemlerle yapılabilir. Açık ameliyatlar genellikle spinal anestezi ile yapılır. Yaklaşık 30 dakika sürer. Hasta 1 akşam hastanede kalır. Ameliyat sonrası yeme, içme kısıtlaması olmaz. Yalaşık 6 hafta egzersiz ve spor kısıtlaması önerilir. Kapalı ameliyatlar genel anestezi ile yapılır. Kapalı ameliyatlarda dikiş kullanılmadığı için ameliyat sonrası dönemde egzersiz kısıtlaması yoktur. Kendi deneyimlerimden büyük ve komplike fıtıklarda laparoskopik yöntemde ısrar etmenin hastanın ameliyat sonrası dönemini oldukça zorlaştırdığını saptadım. Bu nedenle ben hastalarıma küçük nokta fıtıklarında kapalı yöntemi önerirken, büyük, kese oluşturmuş, inkarsere fıtıklarda açık yöntemi öneriyorum.